Güç…
Lezzetli bir zehir gibi akar insanın damarlarına. Ilık ılık, tatlı tatlı... Önce küçük bir kıvılcım gibi başlar, sonra alev alır ve nihayetinde her şeyi yutmaya hazır bir harlı ateşe dönüşür. Güç sahibi olmak, insana kendini "tanrı" gibi hissettirebilir. İşte tam da bu noktada en büyük yanılgı başlar…
Güç, insanı kendine bağımlı kılar. Daha fazlasını ister, yetmez. Ne kadar yükselse de içindeki boşluk gittikçe büyür. Sahip olduğu şeyler arttıkça korkuları da artar. Kaybetme korkusu, insanı fark etmeden esir alır. Oysa insan, en çok özgürlüğünü kaybettiğinde güçlü olduğunu sanır. Güç, elinde tuttuğunu düşündüğün ama aslında seni tutan bir esaret zincirine dönüşebilir.
Tarih, bu zehrin etkisiyle mahvolanlarla doludur. Firavunlar, Nemrutlar, zalimler, siyasetçiler, din adamları… Ve bugün de değişen bir şey yok. Modern dünyanın spiritüel liderleri, medya yüzleri, kanaat önderleri… Hepsinin hikâyesi aynı. Güç onları sarhoş eder, kendilerini en yüksek makamda, biricik, tek ve vazgeçilmez sanırlar. Boşuna dememişler: "Bir insanın ahlâkını test etmek istersen, eline güç ver!"
Ama sonunda, en basit gerçekle yüzleşmek zorunda kalırlar:
Güç, kendisine sahip olduğunu sananları içten içe tüketir. Eğer sahibini dönüştüremezse, onu yok eder.
Nietzsche, "Güçlü olanı aşağı çeken ahlak, kölelerin ahlakıdır." der.
(Friedrich Nietzsche, İyinin ve Kötünün Ötesinde, 1886)
Gerçekten de güç, insanın dışarıda aradığı bir otorite değil, özünde keşfetmesi gereken bir hakikattir. Kalbindeki cevheri unutan, başkalarının ışığında gölge olmaya mahkûm olur. İnsan, gerçek gücün kendinde olduğunu idrak edene kadar dışsal otoritelere boyun eğerek kendini köle hâline getirir. Oysa hakiki özgürlük, insanın kendi içindeki kudreti tanıyıp ona sadık kalmasıdır. Efendiler ve köleler ancak gücün kaynağını yanlış yerde arayanlar için vardır. Kendini bilen, ne efendiye boyun eğer ne de köle olmaya razı gelir.
İki yol vardır: Biri insanın gücünü artıracak bir varoluş yolu, diğeri onu yokluğa itecek bir yıkım yolu…
(Sun Tzu, Savaş Sanatı)
Peki, bu zehrin panzehiri nedir?
Teslimiyet… Gücün insana ait olmadığını bilmek, onun yalnızca bir emanet olduğunu kabul etmek. Gücün sahibinin yalnızca Âlemlerin Rabbi olduğunu idrak etmek. İşte o zaman güç insanı yönetemez... O zaman insan, gücün değil, Yaradan’ın gölgesinde huzur bulur. Tevekkül etmek, gücü bırakmak değildir; aksine en büyük gücü bulmaktır. Çünkü insan, kendini Allah’a bıraktığında, O’nun kudretiyle yürür.
Gücün en büyük panzehiri imandır. İnsan gücü bırakmazsa, güç insanı bırakmaz. Ama iman eden, en büyük kudrete dayanır ve gücün ağırlığından azat olur. Çünkü bilir ki, gerçek güç sahibi O’dur. Ve O’na güvenen, asla kaybetmez.
Y'ol'umuz her daim sev'gi'de buluşsun Can'lar...
Peri'han Taşdemir
YORUMLAR