İyi İnsan Kimdir?
İnsanları değerlendirirken hangi kriterleri esas almalıyız? Dindarlık mı, ahlaki erdemler mi, topluma katkı mı? Bu sorular, insanlık tarihi boyunca farklı şekillerde sorulmuş ve tartışılmıştır. Ancak meseleye somut bir örnek üzerinden yaklaşmak gerekirse:
Bir insan düşünelim. Hiçbir dine inanmıyor ama dürüst, vicdanlı ve yardımsever. Hırsızlık yapmıyor, kimseye zarar vermiyor, aksine çevresindeki insanlara destek oluyor. Maddi kazancını yalnızca kendisi için değil, başkalarının da refahı için kullanıyor. Öğrencilere burs veriyor, fakir fukaraya yardım ediyor, toplumun gelişimi için çaba gösteriyor.
Bir de başka bir insanı ele alalım. Dindar olduğunu söylüyor, belki ibadetlerini eksiksiz yerine getiriyor. Fakat devasa bir servete sahip olmasına rağmen bu serveti yalnızca kendisi için harcıyor. Fakirlere, muhtaçlara yardım etmek gibi bir derdi yok. Topluma katkıda bulunmuyor, hatta belki kazancını haksız yollarla elde ediyor.
Şimdi, bu iki insanı kıyasladığımızda hangisi daha iyi bir insan? İyi insan olmak, sadece bir dine mensup olmakla mı ölçülür, yoksa insanın yaptığı iyilikler, başkalarına sağladığı fayda mı esas alınmalıdır?
Gerçek iyilik, sadece inançlarla değil, eylemlerle ortaya konur. Ahlak, dinle doğrudan bağlantılı değildir; insana ve topluma faydalı olmak, erdemli bireyler yetiştirmek ve haksızlıktan kaçınmak, insan olmanın temel değerleridir.
O halde, iyi insan kimdir? Dindar olduğu için başkalarına sırtını döken mi, yoksa dini inancı olmasa bile insanlara destek olan, iyilik yapan mı? Bu sorunun cevabı, vicdanı olan herkes için oldukça açık olmalı.
YORUMLAR